12 Kasım 2015 Perşembe

Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.DİKKAT.DİKKAT.!

Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır. 
Bu vakıa, ister dışarıda hissedilen bir vakıa olsun isterse hissedilen bir vakıaya dayalı olarak dışarıda var olduğu tam bir teslimiyetle kabul edilen bir vakıa olsun, zihinde idrak edilebiliyorsa bunlar birer mefhumdurlar. Bunların dışındaki cümlelerin ve kelimelerin anlamları mefhum olarak isimlendirilemez. Bunlar ancak soyut bilgilerdir.
Mefhumlar, ya vakıayı bilgilerle ya da bilgileri vakıayla ilişkilendirmekle oluşurlar. Bu oluşum, vakıa ve bilgileri birbiri ile ilişkilendirme anında, vakıa ve bilgilerin ölçüldüğü kaide veya kaidelere göre daha da netleşir. Yani vakıa ve bilgileri birbiriyle ilişkilendirme anındaki akletmesi, kavraması oranında billurlaşır. Böylece kişide, cümleleri ve lafızları anlayan, somut vakıasıyla manaları idrak eden ve bunlar hakkında hüküm veren akliyet/zihniyet meydana gelir.  
Buna göre akliyet; bir şeyi akletme,  idrak etme keyfiyetidir. 
Bir başka anlatımla akliyet; tek bir kaideye veya belirli kaidelere göre değerlendirilerek, vakıanın bilgilerle veya bilgilerin vakıayla ilişkilendirilmesi keyfiyetidir.   
İşte, bu nedenle İslami akliyetile komünist akliyet, kapitalist akliyet, karışık akliyet ve düzenli akliyet arasında fark vardır.    
Kişide var olan mefhumların neticeleri ile insan, idrak ettiği vakıaya yönelik davranışlarını, vakıaya yönelme veya ondan yüz çevirme şeklinde görülen eğilimini belirler ve eğilimlerini özel bir eğilim ve belirli bir zevk haline getirir.
Eğilimler
ihtiyaçlarını doyurmak istediği eşyalar hakkında insanda var olan mefhumlarla bağlantılı olarak, ihtiyaçlarını doyurmaya yönelten yönelticilerdir. İnsandaki meyiller, organik ihtiyaçları ve içgüdüleri doyurmayı gerektiren hayati güç tarafından ortaya çıkartılır.  Bağlantı bu güç ile mefhumlar arasında olur.
Tek başına bu eğilimler yani hayat hakkındaki mefhumlarla bağlantılı olan yönelticiler insanın nefsiyetini oluşturur. O halde nefsiyet;içgüdüleri ve organik ihtiyaçları doyurma keyfiyetidir. Diğer bir ifade ile ihtiyaçları doyurmaya yönelten yönelticilerin mefhumlarla ilişkilendirilmesi keyfiyetidir.Nefsiyet, hayat hakkındaki mefhumlarla bağlantılı olarak, eşya hakkında insanda var olan mefhumlarla, insanın içinde doğal olarak var olan yönelticiler arasındaki bağlantıdan meydana gelen zorunlu bir sentezdir.    
 İşte, bu akliyet ve nefsiyet ile şahsiyet oluşur. Akıl ya da idrak insanın fıtratında bulunmasına, her insanda kesin olarak var olmasına rağmen akliyet,ancak insanın fiili ile meydana gelir.  Meyiller de insanla beraber yaratılmış olmasına ve her insanda kesinlikle bulunmasına rağmen nefsiyetde insanın fiili ile oluşturulur.      
Ancak bilgiler ile vakıayı birbirine bağlama esnasında, bunları ölçmede kullanılacak kaide veya kaidelerin bulunması ile anlam netleşir vemefhumhaline gelir. Yöneltici etkenler ile mefhumlar arasında meydana gelen sentez, yönelticileri netleştirir ve meyil haline getirir. 
İlişkilendirme anında insanın bilgileri ve vakıayı ölçmede kullandığı kaide veya kaideler nefsiyetin ve akliyetin oluşumunda yani belirli bir şahsiyetin oluşumunda en büyük etkendirler.Akliyetin oluşumunda kullanılan kaide ve kaideler, nefsiyetin oluşumunda kullanılan kaide veya kaidelerle aynı olmazsa insanda bulunan akliyet ve nefsiyet birbirinden farklı olur. Çünkü o zaman insan, eğilimlerini iç dünyasında var olan kaide veya kaidelere göre ölçer. Yönelticilerini akliyeti oluşturan mefhumların dışındaki mefhumlara bağlar. Bu durumda ise fikirleri ile eğilimleri başka başka, birbirine zıt, farklı olur. Böylece seçkin olmayan bir şahsiyete sahip olur. Çünkü kelimeleri ve cümleleri anlayışı, vakıayı idraki, eşyaya olan meylinden farklı bir şekilde meydana gelir.    
Bu nedenle şahsiyetin tedavi edilebilmesi ve seçkin bir şahsiyetin oluşturulabilmesi, ancak insanın akliyeti ve nefsiyeti için aynı anda ancak tek bir kaidenin bulunması ile gerçekleşir. Yani bağlantı kurma esnasında bilgileri ve vakıayı değerlendirmede kullanılan kaidenin, yönelticilerle mefhumlar arasındaki sentezin sağlanmasında da aynen kullanılmasıyla tek kaide ve tek ölçü üzere seçkin bir şahsiyet oluşur.

******************ÖNEMLİ***KAİDELER.***TEMEL.ASIL.KÖK.MAYA.******
İslâm; beşer tarihinde ilk defa devletler ve ordulararası münasebetlere dair en mükemmel ahkâmı getirmek şerefine eren yegâne nizamdir. Bu hükümlerin gayesi; devlet münasebetlerinin, sadece donmuş kaidelere, kuvvet mantığına ve kılıç kuvvetine dayanmadan tanzim edilmesidir.

Avrupa Devletlerinin böyle bir kanun ve, nizamın ihtiyacını hissetmeleri, ne acıdır ki ancak 17. Asırda mümkün olabilmiştir. Fakat yapılan kanunlar, yine de sayfalar üzerinde kalmış ve kurutan nizamlar, arkasında çeşitli millî ihtirasların gizlendiği bir paravana olmaktan öteye geçememiştir. Soğuk harbe vasıta olmaktan başka bir fayda sağlamamıştır. Bu nizamlarda hakkın ve adaletin tahakkuku diye birşey düşünülmediği için, denk kuvvetlere sahip • Devletlerin kötü çekişmelere mecbur olmalarından başka bir şeye alamamıştır. Bu kötü çekişmeler aradaki dengeyi bozmuş, kanun ve nizamların hiçbir amelî kıymeti kalmamıştır.

Islûma gelince; O, bütün beşeriyete gönderilen Rabbâni esaslar külliyatıdır. Daha 7. Asırda bu esasları vaz eden Allahü Taalâ, devletler arası dengenin bozulmasına meydan vermeden bu kaideleri tanzim ederken, müslümanların, diğer kuvvetlerle olan alâkalarını bu esaslar üzerine bina etmelerini dilemiştir. Gaye sadece bundan ibaret değildir. Ayrıca bu kaideler, adalet sancağının bütün beşeriyet için dalgalandırılmasını istemiştir. Adalete götüren yolların açılmasını murad etmiştir. İşte İslâm; yeryüzünde bu ulvi kaideleri ilk defa ortaya koyan yegâne nizamdır!...

***********************
Şayet isteseydik; Biz, onları sana gösterirdik de sen; onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki; sen, onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah; bütün yaptıklarınızı bilir.
Muhammed*30
(Kaidelerinden)
Doğrusu münafıklar, münafıklık sanatını iyi becermelerine ve genel olarak müslümanlar tarafından tanınmamalarına güveniyorlardı. Ancak Kur'an onların bu münafıklıkları sürekli gizli kalacak şeklindeki zanlarını, alaya almakta ve onları, durumlarını ortaya çıkarmakla ve müslümanlara duydukları kinleri ve nefretleri meydana koymakla tehdit etmektedir. Ve Peygamberine "Biz isteseydik onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın" demektedir. Yani biz isteseydik, onları teker teker, ayrı ayrı tanıtırdık da sen onlardan, kimi görsen simasından tanırdın. (Bu ayet yüce Allah'ın Peygambere onlardan bir zümreyi, isimleri ile teker teker açıklamasından önce inmişti) Bununla birlikte, onların konuşmaları ses tonları, sözü doğru anlamından saptırmaları ve seninle konuşurken sözlerinin mantık dışına çıkması tüm bunlar sana onların münafık olduklarını ifade eder de sen "Andolsun ki sen onları konuşma üslubundan tanırsın." Ve yaptıkları ameller ve o amellere yol açan nedenler yüce Allah'ın herşeyi kuşatan ilmine yükselir. "Allah bütün yaptıklarınızı bilir." Onun için gizli kapaklı hiçbir şey yoktur.
***********************************************************
BİR İNSANIN BU DÜNYAYA GELİŞ GAYESİ İÇİN TAKİP EDECEĞİ İSTİKAMET.
****************************************************************************
BİR İNSANIN BU DÜNYAYA GELİŞ GAYESİ İÇİN TAKİP EDECEĞİ İSTİKAMET.
*************************************************************************************************************
Kaide: Fiillerde asıl kaide şerî hükme bağlanmaktır. Bir işe ancak onun hükmünü bildikten sonra girişilir. Eşyada asıl olan ise, haramlılığına bir delil varid olmadıkça mübahlıktır.

66 yorum:

  1. Şahsiyeti tedavi edilmesi gereken Diyanet mensupları.
    İlişkilendirme anında insanın bilgileri ve vakıayı ölçmede
    kullandığıkaideveyakaidelernefsiyetin ve akliyetin oluşumunda yani belirli bir şahsiyetin oluşumunda en büyük etkendirler.Akliyetin oluşumunda kullanılan kaide ve kaideler, nefsiyetin oluşumunda kullanılan kaide veya kaidelerle aynı olmazsa insanda bulunan akliyet ve nefsiyet birbirinden farklı olur. Çünkü o zaman insan, eğilimlerini iç dünyasında var olan kaide veya kaidelere göre ölçer. Yönelticilerini akliyeti oluşturan mefhumların dışındaki mefhumlara bağlar. Bu durumda ise fikirleri ile eğilimleri başka başka, birbirine zıt, farklı olur. Böylece seçkin olmayan bir şahsiyete sahip olur. Çünkü kelimeleri ve cümleleri anlayışı, vakıayı idraki, eşyaya olan meylinden farklı bir şekilde meydana gelir.
    Bu nedenle şahsiyetin tedavi edilebilmesi ve seçkin bir şahsiyetin oluşturulabilmesi, ancak insanın akliyeti ve nefsiyeti için aynı anda ancak tek bir kaidenin bulunması ile gerçekleşir. Yani bağlantı kurma esnasında bilgileri ve vakıayı değerlendirmede kullanılan kaidenin, yönelticilerle mefhumlar arasındaki sentezin sağlanmasında da aynen kullanılmasıyla tek kaide ve tek ölçü üzere seçkin bir şahsiyet oluşur.
    https://www.youtube.com/watch?v=Ifh0V1aPIpA&index=66&list=PLr342JFErS74wTAKOa6WqzcN2SMX7Hgu4
    https://www.youtube.com/watch?v=07jm-DFb0M8&index=87&list=PLr342JFErS74wTAKOa6WqzcN2SMX7Hgu4
    https://www.youtube.com/watch?v=yh1WkvQdbrY&index=86&list=PLr342JFErS74wTAKOa6WqzcN2SMX7Hgu4
    https://www.youtube.com/watch?v=fCr-aKUPSkU&index=65&list=PLr342JFErS74wTAKOa6WqzcN2SMX7Hgu4

    YanıtlaSil
  2. ********(ŞEYTAN BUNU BİLDİĞİNDEN DOLAYI 2016 LARDA MEDYA YOLUYLA MÜSLÜMAN ALİM.PROF ETİKETİ İLE KİŞİLERİ SAPTIRIYOR.DELİLLERİNDEN BİR İKİ ÖRNEK LİNKDEKİ YAZININ EN ALT TARAFINDAKİ LİNKLERDE.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb )
    44 — Bakmaz mısın şu kendilerine kitabtan bir nasib verilmiş olanlara? Kendileri sapıklığı satın aldıkları gibi, sizin de yoldan sapmanızı istiyorlar.
    45 — Allah düşmanlarınızı çok iyi bilendir. Allah size dost olarak ta yeter, yardımcı olarak ta yeter.

    46 — Yahudilerden, peygamber hakkından Tevrattaki sözleri tahrif edip, «işittik ve karşı geldik. Duy duymaz olası» diyenler ve dillerini eğip bükerek, dini yererek; «Bizi de dinle» diyenler vardır. Eğer: «işittik ve itaat ettik, dinle ve bizi gözet» demiş olsalardı onlar için daha iyi ve daha doğru olurdu. İşte Allah inkârları yüzünden onlara lanet etmiştir. Onların ancak pek azı iman eder.

    47 — Ey kendilerine kitab verilenler, biz bir takım yüzleri silip te enselerine çevirmezden veya onları ashabı Sebti lanetlediğimiz gibi lanetlemezden evvel, gelin o elinizdeki kitabı doğrulayarak bu Kur’ana iman edin. Yoksa Allah’ın emri daima yapılagelmiştir.
    48 — Allah kendisine ortak koşmayı bağışlamaz. Bundan gayrısını dilediğine bağışlar. Allah’a ortak koşan kimse şüphesiz pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.********(ŞEYTAN BUNU BİLDİĞİNDEN DOLAYI 2016 LARDA MEDYA YOLUYLA MÜSLÜMAN ALİM.PROF ETİKETİ İLE KİŞİLERİ SAPTIRIYOR.DELİLLERİNDEN BİR İKİ ÖRNEK LİNKDEKİ YAZININ EN ALT TARAFINDAKİ LİNKLERDE.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb )

    49 — Bakmaz mısın şu kendilerini temize çıkaranlara? Halbu ki dilediğini temize çıkaran Allah’tır. Ye kıl payı zûlme uğratılmazlar.

    50 — Bir bak Allah’a nasıl yalan iftira ediyorlar? Apaçık bir günah olarak bu yeter.

    51 — Kendilerine kitab verilmiş olanların puta ve Tağûta İnanıp, küfredenlere: «Bunlar mü’minlerden daha doğru yoldadırlar•• dediklerini görmedin mi?

    52 — Onlardır işte Allah’ın lanetlediği. Allah’ın lânetledigi kİşiye sen yardımcı bulamıyacaksın.

    53 — Yoksa onların hükümranlıktan bir payı mı var? Bu takdirde onlar insanlara bir çekirdek parçası bile vermezler.
    https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1036879669666177&set=ms.c.eJxFzMsJADAIBNGOgt~%3BV7b~_xgIF4fTCj4uhikgC04~_gDiJFMrQW4W6d8wEBsgnlUXd6YEUo~-.bps.a.1024394247581386.1073741910.100000324607185&type=3&theater

    YanıtlaSil
  3. Şahsiyeti tedavi edilmesi gereken kişiler...
    İlişkilendirme anında insanın bilgileri ve vakıayı ölçmede
    kullandığı kaide veya kaideler nefsiyetin ve akliyetin oluşumunda yani belirli bir şahsiyetin oluşumunda en büyük etkendirler.Akliyetin oluşumunda kullanılan kaide ve kaideler, nefsiyetin oluşumunda kullanılan kaide veya kaidelerle aynı olmazsa insanda bulunan akliyet ve nefsiyet birbirinden farklı olur. Çünkü o zaman insan, eğilimlerini iç dünyasında var olan kaide veya kaidelere göre ölçer. Yönelticilerini akliyeti oluşturan mefhumların dışındaki mefhumlara bağlar. Bu durumda ise fikirleri ile eğilimleri başka başka, birbirine zıt, farklı olur. Böylece seçkin olmayan bir şahsiyete sahip olur. Çünkü kelimeleri ve cümleleri anlayışı, vakıayı idraki, eşyaya olan meylinden farklı bir şekilde meydana gelir.
    Bu nedenle şahsiyetin tedavi edilebilmesi ve seçkin bir şahsiyetin oluşturulabilmesi, ancak insanın akliyeti ve nefsiyeti için aynı anda ancak tek bir kaidenin bulunması ile gerçekleşir. Yani bağlantı kurma esnasında bilgileri ve vakıayı değerlendirmede kullanılan kaidenin, yönelticilerle mefhumlar arasındaki sentezin sağlanmasında da aynen kullanılmasıyla tek kaide ve tek ölçü üzere seçkin bir şahsiyet oluşur.
    *****************************
    https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/videos/vb.100000324607185/1002015113152633/?type=3&theater
    https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/media_set?set=a.1019583058062505.1073741909.100000324607185&type=3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şahsiye.1
      http://islamdevleti.info/kitaplar/Islam_Sahsiyeti_Cilt_1/index.htm

      Sil
  4. Kaide ne demektir?
    1. Bir şeyin aslı, esası, temeli. 2. Bir ilmîn ihtiva ettiği düsturların her biri: Su bir fizik kaidesidir. 3. Bina, sütün, heykel vb. şeylerin oturduğu alt kısım, ayaklık, taban. 4. Temel, esas. 5. Usûl, erkân, muaşeret düzeni, yol yordam. 6. Nizam, düzen.

    YanıtlaSil
  5. ******************ÖNEMLİ***KAİDELER.***TEMEL.ASIL.KÖK.MAYA.******
    İslâm; beşer tarihinde ilk defa devletler ve ordulararası münasebetlere dair en mükemmel ahkâmı getirmek şerefine eren yegâne nizamdir. Bu hükümlerin gayesi; devlet münasebetlerinin, sadece donmuş kaidelere, kuvvet mantığına ve kılıç kuvvetine dayanmadan tanzim edilmesidir.

    Avrupa Devletlerinin böyle bir kanun ve, nizamın ihtiyacını hissetmeleri, ne acıdır ki ancak 17. Asırda mümkün olabilmiştir. Fakat yapılan kanunlar, yine de sayfalar üzerinde kalmış ve kurutan nizamlar, arkasında çeşitli millî ihtirasların gizlendiği bir paravana olmaktan öteye geçememiştir. Soğuk harbe vasıta olmaktan başka bir fayda sağlamamıştır. Bu nizamlarda hakkın ve adaletin tahakkuku diye birşey düşünülmediği için, denk kuvvetlere sahip • Devletlerin kötü çekişmelere mecbur olmalarından başka bir şeye alamamıştır. Bu kötü çekişmeler aradaki dengeyi bozmuş, kanun ve nizamların hiçbir amelî kıymeti kalmamıştır.

    Islûma gelince; O, bütün beşeriyete gönderilen Rabbâni esaslar külliyatıdır. Daha 7. Asırda bu esasları vaz eden Allahü Taalâ, devletler arası dengenin bozulmasına meydan vermeden bu kaideleri tanzim ederken, müslümanların, diğer kuvvetlerle olan alâkalarını bu esaslar üzerine bina etmelerini dilemiştir. Gaye sadece bundan ibaret değildir. Ayrıca bu kaideler, adalet sancağının bütün beşeriyet için dalgalandırılmasını istemiştir. Adalete götüren yolların açılmasını murad etmiştir. İşte İslâm; yeryüzünde bu ulvi kaideleri ilk defa ortaya koyan yegâne nizamdır!...
    https://www.facebook.com/photo.php?fbid=1043471122340365&set=ms.c.eJxFzMsJACAMBNGOZDebj~_m~%3BMUFRr49hCJcXaQ0UxMELJocyPkSWsucF4y4iH5yHcQHEXBCu.bps.a.1024394247581386.1073741910.100000324607185&type=3&theater

    YanıtlaSil
  6. KARŞINDAKİ KİŞİNİN KİM OLDUĞUNU ANLAMAK İÇİN ALLAH TARAFINDAN VERİLEN ÖLÇÜ..
    Şayet isteseydik; Biz, onları sana gösterirdik de sen; onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki; sen, onları sözlerinin üslubundan da tanırsın. Allah; bütün yaptıklarınızı bilir.
    Muhammed*30
    (Kaidelerinden)
    Doğrusu münafıklar, münafıklık sanatını iyi becermelerine ve genel olarak müslümanlar tarafından tanınmamalarına güveniyorlardı. Ancak Kur'an onların bu münafıklıkları sürekli gizli kalacak şeklindeki zanlarını, alaya almakta ve onları, durumlarını ortaya çıkarmakla ve müslümanlara duydukları kinleri ve nefretleri meydana koymakla tehdit etmektedir. Ve Peygamberine "Biz isteseydik onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın" demektedir. Yani biz isteseydik, onları teker teker, ayrı ayrı tanıtırdık da sen onlardan, kimi görsen simasından tanırdın. (Bu ayet yüce Allah'ın Peygambere onlardan bir zümreyi, isimleri ile teker teker açıklamasından önce inmişti) Bununla birlikte, onların konuşmaları ses tonları, sözü doğru anlamından saptırmaları ve seninle konuşurken sözlerinin mantık dışına çıkması tüm bunlar sana onların münafık olduklarını ifade eder de sen "Andolsun ki sen onları konuşma üslubundan tanırsın." Ve yaptıkları ameller ve o amellere yol açan nedenler yüce Allah'ın herşeyi kuşatan ilmine yükselir. "Allah bütün yaptıklarınızı bilir." Onun için gizli kapaklı hiçbir şey yoktur.
    http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm
    https://www.facebook.com/huseyin.sasmaz.75/media_set?set=a.1019583058062505.1073741909.100000324607185&type=3
    ********************
    İlişkilendirme anında insanın bilgileri ve vakıayı ölçmede kullandığı kaide veya kaideler nefsiyetin ve akliyetin oluşumunda yani belirli bir şahsiyetin oluşumunda en büyük etkendirler.Akliyetin oluşumunda kullanılan kaide ve kaideler, nefsiyetin oluşumunda kullanılan kaide veya kaidelerle aynı olmazsa insanda bulunan akliyet ve nefsiyet birbirinden farklı olur. Çünkü o zaman insan, eğilimlerini iç dünyasında var olan kaide veya kaidelere göre ölçer. Yönelticilerini akliyeti oluşturan mefhumların dışındaki mefhumlara bağlar. Bu durumda ise fikirleri ile eğilimleri başka başka, birbirine zıt, farklı olur. Böylece seçkin olmayan bir şahsiyete sahip olur. Çünkü kelimeleri ve cümleleri anlayışı, vakıayı idraki, eşyaya olan meylinden farklı bir şekilde meydana gelir.
    Bu nedenle şahsiyetin tedavi edilebilmesi ve seçkin bir şahsiyetin oluşturulabilmesi, ancak insanın akliyeti ve nefsiyeti için aynı anda ancak tek bir kaidenin bulunması ile gerçekleşir. Yani bağlantı kurma esnasında bilgileri ve vakıayı değerlendirmede kullanılan kaidenin, yönelticilerle mefhumlar arasındaki sentezin sağlanmasında da aynen kullanılmasıyla tek kaide ve tek ölçü üzere seçkin bir şahsiyet oluşur.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb

    YanıtlaSil
  7. MÜSLÜMANLARIN BU ZELİL HALDEN KURTULUP YÜKSELMESİ İÇİN GEREKEN İLK İKİ ŞART.
    1-Konuşulan sözlerin islami kaideye oturup oturmadığını ölçerek.
    2-Raşidi Hilafet Devleti kurup cihad emrini yerine getirmek.

    Biz isteseydik onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki sen onları, konuşma üslubundan tanırsın. Allah bütün yaptıklarınızı bilir.
    Muhammed**30
    *****************************
    "Biz isteseydik onları sana gösterirdik de sen onları yüzlerinden tanırdın" demektedir. Yani biz isteseydik, onları teker teker, ayrı ayrı tanıtırdık da sen onlardan, kimi görsen simasından tanırdın. (Bu ayet yüce Allah'ın Peygambere onlardan bir zümreyi, isimleri ile teker teker açıklamasından önce inmişti) Bununla birlikte, onların konuşmaları ses tonları, sözü doğru anlamından saptırmaları ve seninle konuşurken sözlerinin mantık dışına çıkması tüm bunlar sana onların münafık olduklarını ifade eder de sen "Andolsun ki sen onları konuşma üslubundan tanırsın."
    ***************************************
    Peki bu gün tanımam nasıl olmalı dersen..
    Konuşulan sözlerin islami kaideye oturup oturmadığını ölçerek.

    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb

    http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2015/10/diyorlar-ki-bu-ummete-vahdet-lazm.html?spref=fb

    http://www.enfal.de/Kuran-Tevsiri/Kuran_Tefsiri.htm

    **DEVLET (OTARİTE) OLMADAN CİHAD OLMAZ.

    Devlet olmadan bu cihadın yerine getirilmesi mümkün müdür?

    Devlet, ümmeti cihad üzere eğitir.

    Cihad için hazırlık yapar ve fertleri askerî ve İktisadî konularda görevlendirerek genel silahlanma ameliyesinde
    bulunur. Zaruret halinde halkın tamamının bu cihada katılmasını sağlar. Bütün bunlar ancak ,İslâm Devletinin hakimiyetinde sağlanabilir...
    https://www.youtube.com/watch?v=lRGAxG5nkU0
    http://namenstr8.blogspot.nl/2015/03/islam-devleti-var-olmali-islamin.html?showComment=1450690501992#c6418954102716512751

    3- CİHAD

    Cihad; doğrudan ya da mal, görüş veya kalabalıkları çoğaltmak ile yardım ederek Allah Subhenehû ve Teala yolunda savaşta azami gayret sarf etmektir. Zira Allah’ın Kelimesinin/dininin yüceltilmesi için savaşmak cihaddır.

    Allah yolunda görüş ile cihada gelince; eğer o görüş Allah yolunda savaş ile doğrudan alakalı ise, o cihaddır. Doğrudan alakalı değilse, onda meşakkat olsa da, Allah’ın Kelimesinin yüceltilmesi için bir takım yararlar olsa da o, Şer’iata göre cihad değildir. Çünkü cihad, Şer’iata göre kıtala/savaşa hastır ve savaş ile doğrudan alakalı her şey cihada dâhil olur. Mesela; savaşa başlaması için orduya tahrik edici, coşturucu hitapta bulunmak, düşmanlarla savaşa teşvik edici makale yazmak gibi doğrudan savaşla alakalı ise yazılı ve sözlü görüş cihaddır, aksi halde cihad değildir. Buna binaen, siyasi mücadeleye, zalim Müslüman yöneticilerle çatışmaya, her ne kadar büyük sevabı olsa da ve Müslümanlara çok büyük yararları olsa da, cihad ismi verilmez. Zira mesele meşakkat ve fayda meselesi değildir. Mesele sadece bu kelimenin içinde geçtiği Şer’î manadır. Şer’î mana ise kıtaldır ve onunla alakalı görüş, konuşma, yazma, tuzak ve hile planlama v.b. her husustur.

    https://www.facebook.com/photo.php?fbid=866901316664014&set=a.151838731503613.21978.100000324607185&type=3&theater*************************************

    YanıtlaSil
  8. Hadisler için kabul ve sıhhat şartlarından söz edip de bu ilmin kaidelerinin ıstılahlaştırılmasında; tamamen Kur’an’ı ve sahih Sünneti esas aldıklarını neden hiç konuşmazlar, bilmediklerinden mi yoksa inkâr edip saklamak istediklerinden mi?
    Hadis âlimleri, Hadis ilminin kaidelerini inşa ederken, tamamen Kur’an’a ve Sünnete beslenen ve Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabının kullandığı dilden hareketle “mustalah ilmi”ni geliştirmişlerdir.
    Onlar terimlerine ve kavramlarına varıncaya kadar bu ilmin Kur’an’a ve Rasulullah’ın (sallallahu aleyhi ve sellem) Sünnetine uygun ve muvafık olmasına dikkat etmişlerdi. Bu uğurda inceden inceye düşünmüşler ve bunun üzerine yıkılmaz ve sarsılmaz bir ilim ve fıkıh binası inşa etmişlerdir.
    Gerçek bu iken, Batının modern, şekci, kuşkucu felsefî yöntemlerini ve kadim Batınî ve aklı mutlaklaştıran mezheplerin düşüncelerini referans alıp Kur’an’a ve Nübüvvet ilmi (Sünnet) karşı filozofların ve kelamcıların iddialarını yeniden Kur’an’ın üzerinde hâkim kılmaya çalışmaktadırlar. Onlar istedikleri kadar bunu inkâr etsinler; tarihi gerçekler ve düşünce tarihimiz bunu bize söylemektedir.
    http://www.islahhaber.net/haber/mehmet-emin-akin--modern-batinilere-cevap

    YanıtlaSil
  9. Kaidenin oluşumu***Eşyadaki özellik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İSLAM ŞAHSİYETİ CİLT.1
      https://tr.scribd.com/doc/52454603/Islam-Sahsiyeti-Cilt-1
      http://islamdevleti.info/kitaplar/Islam_Sahsiyeti_Cilt_1/index.htm

      Sil
    2. ilişkilendirme anında, vakıa ve bilgilerin ölçüldüğü kaide veya kaidelere göre daha da netleşir ...... geçerlidir. Ve bu mucizeyi şu anda bile bütün dünya hissen idrak etmektedir. Netice olarak Kur'an ...... fiillerini ve filleri sonucunda ortaya çıkan eşyanın özelliklerini oluşturan da insandır” ....

      Sil
  10. Kişi sahip olduğu varlığı bir başkasına karşılıksız devretmez.
    (Açılması lazım)
    Hiç bir sistem başka bir sistemi istemez.
    Kaide.
    https://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?showComment=1474650707841#c8676990055438293772
    o zaman, başka bir sistemin unsuru başka bir sistemden bir şey isteyemez.isterse kaideye ters hareket etmiş olur dolayısı ile bulanıklılık meydana gelir.


    YanıtlaSil
  11. Kaideye ters düşen fikir alınmaz.
    Kafirlerin Allah tarifi sınırlıdır.
    Muhammedin Allah tarifi sınırsızdır.
    Kaide:Sınırlı bir şey sınırsız olan bir şeyi kapsamaz ama sınırsız olan şey sınırlı olanı kapsar.
    Yukarıdaki tarifleri kaideye vurduğun zaman,Muhammedin Allah tarifi kaideye uyuyor kafirlerin Allah tarifi uymuyor.
    O Zaman kişi kaideye uyanı alır ve Müslüman olup cenneti garantiler.
    Ölçü:Muhammed.30

    YanıtlaSil
  12. Ey kavmim ! ölçüyü ve tartıyı hakkaniyetle yerine getirin. İnsanlara eşyasını eksik vermeyin.
    Yani sadece eşyayı değil Fikirleri de kaide ve kurallarına göre verin ki şeytanın tuzaklarına düşmeyin.
    Biz isteseydik onları sana gösterirdik de, sen onları yüzlerinden tanırdın. Andolsun ki sen onları, konuşma üslubundan tanırsın. Allah bütün yaptıklarınızı bilir.
    Muhammed.30 da ki sözü uygulayın
    Yoksa bu ölçüler,şablon,kaideler olmasa ben onların konuşma üslubundan nasıl tanıyacağım.
    Örnek; CENNET'İN GARANTİSİ***MÜSLÜMANLARIN VE KAFİRLERİN ALLAH TARİFİ,TANIMI..SEN BU TARİFİN NERESİNDESİN?
    ***********
    EŞYAYI BAZ,ÖLÇÜ ALDIĞIMIZDA
    Vahyin,Son asrın ilim ve teknolojisiyle hazırlanmış açılımı bekleyen Fikri.
    VAHİY KONULARI HARİCİNDE, DALINDA UZMANLAŞMIŞ KİŞİNİN GÖRÜŞLERİ GEÇERLİDİR.
    Asıl olan. vakanın eşyadaki özellikleri ile olan ilişkileridir.
    İNSANDAKİ HALLER..(EŞYADAKİ ÖZELLİKLER.) DEN BAZILARI.
    Asıl olan. vakanın eşyadaki özellikleri ile olan ilişkileridir. Fikrin oluşum Süreci ve Aşamaları.

    YanıtlaSil
  13. İnsanın kalkınması için külli fikre ve fikri kaideye ihtiyacı vardır…
    Bu fikir veya fikri kaide, eşya hakkındaki mefhumları verir…
    Eşya hakkındaki mefhumlar, insanın davranışlarını düzenler…
    http://www.hilafet.com/html/sc/2007/0007.html
    http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2016/01/asl-nedir1-kok-esas-temel-kaide-asl.html?spref=fb

    YanıtlaSil
  14. Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.

    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    İDEOLOJİK VE VAKIAYA TESLİMİYETÇİLİK DAVETLERİ ARASINDA DEĞİŞİM DAVETÇİLERİ
    http://islamdevleti.info/kitaplar/Saglikli_Kalkinma/18.htm

    https://www.youtube.com/watch?v=FPrJZInHSt0&list=WL&index=7

    YanıtlaSil
  15. Herhangi bir kişide şahsiyet; zihniyetin ve nefsiyetin belli bir düşünce sistemi ile şekillenmesi ile oluşur. Zihniyet, düşünce yapısıdır. Nefsiyet ise, yaratılırken kendisine verilen yapısal özelliklerin dışa yansıması olan duygu ve arzularına bağlı olan eylemlerdir. İşte belirli bir şahsiyet, insanın düşünce yapısının belirli bir düşünce sistemine göre şekillenerek iyi-kötü, doğru-yanlış, güzel-çirkin değerlendirmelerini yapabilmesi, bu değerlendirmelerde kendisinde bir tutarlılığın olması ile zihniyetin teşekkülü neticesinde, buna ilaveten de duygu ve arzularının yani sevgi ve buğuzunun, hoşnut ve hoşnutsuzluğunun zihniyeti doğrultusunda şekillenerek belirli davranış biçimlerine dönüşmesi ile oluşur.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    http://namenstr8.blogspot.nl/2016/05/islamda-dusunce-metodu-ve-islami.html

    YanıtlaSil
  16. Günümüzde Müslümanlar zelil, sefil, perişan bir duruma düşmüşlerdir. Bunun başlıca sebebi, Allah Subhânehu ve Teala’nın zikri (dini) olan İslâm'ın onların hayatından uzak oluşudur. İslâm’i hayatın hakim olmayışının sebebi de, Müslümanların İslâm'ı anlamada gösterdikleri zafiyettir. İşte bu zafiyetin yansıdığı sahalardan birisi ve en önemlisi de, Şer'î hüküm ve ona tabi olmak hususudur. Müslümanlar genelde Şer'î hüküm, ona tabi olmanın keyfiyeti ve öneminin ne olduğunu bilmiyorlar. Bu durum, onların davranış ve zihinlerindeki çarpıklığa dolayısıyla şahsiyetlerinin bozukluğuna sebep oluyor. Hayatlarının cahiliye tortuları ile yani İslam dışı kanun, hüküm, nizam ve ölçüler ile kokuşmasının sebeplerinden en önemlisi de yine bu durumdur.
    https://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?showComment=1505551634238#c3327673648435869867
    http://namenstr8.blogspot.nl/2016/05/seri-hukumlere-baglanmanin-onemi.html

    YanıtlaSil
  17. Aklın tarifi ise; vakıa, madde veya izleri beyne duyu organları vasıtasıyla nakletmekle beraber önbilginin var olmasıyla meydana gelen zihinsel harekettir. Buna göre akıl şu dört unsurdan oluşmaktadır: 1-Beyin, 2-Vakıa, madde ve izleri, 3-Duyu organları, 4-Ön bilgi. Vakıa, olay, madde ve izleri duyu organları (ki bunlar görme, işitme, koklama, tatma ve dokunmadır) yoluyla beyine götürülür. Duyu organları sağlam olunca insan bu duyularında yanılmaz. Eğer insan bir ses duyarsa veya bir şey görürse veya bir koku koklarsa veya bir şeyi tadarsa veya bir şeye dokunursa yanılmış olmaz. Bundan dolayı duyu organları sinir sistemine bağlı olur ve aynı zamanda da sinir sistemi beyne bağlıdır. Böylelikle bunlar beyne ulaşır. Fakat beyin bunları algılayabilmek için ön bilgiye muhtaçtır. İnsanın gördüğü, işittiği v.s. hakkında eğer bilgisi yoksa onu anlayamaz. Meselâ; uzay mekiğine girerse onu
    kullanamaz, önce önbilgi edinir ve ondan sonra düşünmeye başlar. Yine, Çince bir yazı görürse onu anlayamaz, neticede harfler hakkında bilgi edinecek ve sonra onu düşünüp okumaya başlar, v.s.
    http://namenstr8.blogspot.nl/search?q=Ak%C4%B1l
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    http://blog.milliyet.com.tr/duyular--hisler-ve-duygular/Blog/?BlogNo=28211

    YanıtlaSil
  18. Ruh zehirlenmesinin tedavisi oldukça güç, hatta bazı ahvalde âdeta imkânsızdır.
    https://fgulen.com/tr/fethullah-gulenin-butun-eserleri/fethullah-gulenin-dergi-yazilari/caglayan-yazilari/51587-ruh-zehirlenmesi

    Not; Zehirlenme olayı bu notu yazan kişide de mevcuttur aynı diyanet görevlileri veya yaratanına muhalefet eden kişiler gibi.

    Tedavisi.
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    Şahsiyeti tedavi edilmesi gereken Diyanet mensupları ve sistemi onaylayanlar.
    İlişkilendirme anında insanın bilgileri ve vakıayı ölçmede
    kullandığıkaideveyakaidelernefsiyetin ve akliyetin oluşumunda yani belirli bir şahsiyetin oluşumunda en büyük etkendirler.Akliyetin oluşumunda kullanılan kaide ve kaideler, nefsiyetin oluşumunda kullanılan kaide veya kaidelerle aynı olmazsa insanda bulunan akliyet ve nefsiyet birbirinden farklı olur. Çünkü o zaman insan, eğilimlerini iç dünyasında var olan kaide veya kaidelere göre ölçer. Yönelticilerini akliyeti oluşturan mefhumların dışındaki mefhumlara bağlar. Bu durumda ise fikirleri ile eğilimleri başka başka, birbirine zıt, farklı olur. Böylece seçkin olmayan bir şahsiyete sahip olur. Çünkü kelimeleri ve cümleleri anlayışı, vakıayı idraki, eşyaya olan meylinden farklı bir şekilde meydana gelir.
    Bu nedenle şahsiyetin tedavi edilebilmesi ve seçkin bir şahsiyetin oluşturulabilmesi, ancak insanın akliyeti ve nefsiyeti için aynı anda ancak tek bir kaidenin bulunması ile gerçekleşir. Yani bağlantı kurma esnasında bilgileri ve vakıayı değerlendirmede kullanılan kaidenin, yönelticilerle mefhumlar arasındaki sentezin sağlanmasında da aynen kullanılmasıyla tek kaide ve tek ölçü üzere seçkin bir şahsiyet oluşur.
    https://www.youtube.com/watch?v=Ifh0V1aPIpA&index=66&list=PLr342JFErS74wTAKOa6WqzcN2SMX7Hgu4
    https://www.youtube.com/watch?v=07jm-DFb0M8&index=87&list=PLr342JFErS74wTAKOa6WqzcN2SMX7Hgu4
    https://www.youtube.com/watch?v=yh1WkvQdbrY&index=86&list=PLr342JFErS74wTAKOa6WqzcN2SMX7Hgu4
    https://www.youtube.com/watch?v=fCr-aKUPSkU&index=65&list=PLr342JFErS74wTAKOa6WqzcN2SMX7Hgu4
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    https://www.youtube.com/watch?v=FPrJZInHSt0&index=14&list=PLr342JFErS74s2FoNNBiYoBbYlKUsg9To
    GENELDE İNSANLIĞIN ÖZELDE MÜSLÜMANLIĞIN YOL AYIRIMI.
    http://bredaholland.blogspot.nl/2017/10/genelde-insanligin-ozelde-muslumanligin.html

    YanıtlaSil
  19. Şahsiyet bozuk olursa liyakatın diğer kavramlarıda bozuk olur.

    İlişkilendirme anında insanın bilgileri ve vakıayı ölçmede kullandığı kaide veya kaideler nefsiyetin ve akliyetin oluşumunda yani belirli bir şahsiyetin oluşumunda en büyük etkendirler.Akliyetin oluşumunda kullanılan kaide ve kaideler, nefsiyetin oluşumunda kullanılan kaide veya kaidelerle aynı olmazsa insanda bulunan akliyet ve nefsiyet birbirinden farklı olur. Çünkü o zaman insan, eğilimlerini iç dünyasında var olan kaide veya kaidelere göre ölçer. Yönelticilerini akliyeti oluşturan mefhumların dışındaki mefhumlara bağlar. Bu durumda ise fikirleri ile eğilimleri başka başka, birbirine zıt, farklı olur. Böylece seçkin olmayan bir şahsiyete sahip olur. Çünkü kelimeleri ve cümleleri anlayışı, vakıayı idraki, eşyaya olan meylinden farklı bir şekilde meydana gelir.
    Bu nedenle şahsiyetin tedavi edilebilmesi ve seçkin bir şahsiyetin oluşturulabilmesi, ancak insanın akliyeti ve nefsiyeti için aynı anda ancak tek bir kaidenin bulunması ile gerçekleşir. Yani bağlantı kurma esnasında bilgileri ve vakıayı değerlendirmede kullanılan kaidenin, yönelticilerle mefhumlar arasındaki sentezin sağlanmasında da aynen kullanılmasıyla tek kaide ve tek ölçü üzere seçkin bir şahsiyet oluşur.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    https://www.youtube.com/watch?v=FPrJZInHSt0&index=79&list=PLkfHFbBueve6YCNdDRIExA4yi_-F3ggP-
    http://insaenstitusu.com/liyakat-ve-sadakat

    YanıtlaSil
  20. İnsan;Şahsiyetinin ürünüdür.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    Kim salih amel işlerse, (sevabı) kendine; kim de kötülük ederse, (cezası) yine kendinedir. Yoksa Rabbin, asla kullara zulmedici değildir.)
    FUSSİLET Suresi 46 EN'AM Suresi 48 MUHAMMED Suresi 38 NİSA Suresi 110
    “Kuşkusuz, Allah hiçbir toplumun durumunu, onlar kendilerinde olanı değiştirmedikçe değiştirmez.”(Rad 11)
    Bu gün 2017 bilim ve teknolojinin açığa vurduğu şeyleri 1400 sene evvel Muhammed sas vahiy alarak bir çok şeyi ayet olarak açıklamıştır.
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html
    CENNET GARANTİ BELGESİ...KATİ DELİLLERİYLE.
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/01/cennet-garanti-belgesi.html
    Galaya alınacak bir zat değildir.**KENDİSİNİ ALLAH ZANNEDENLER
    https://www.youtube.com/watch?v=aykg_7hPYgY&list=PLr342JFErS74wTAKOa6WqzcN2SMX7Hgu4&index=13
    Bizi, mucizeler göstermekten alıkoyan, daha öncekilerin onları yalanlamış olmasından başka bir şey değildir.İsra suresi 59
    DÜNYA OLDU BİR KÖY, EY İNSANOĞLU HEDEFİNİ İSTİKAMETİNİ BELİRLE.
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.nl/2017/11/dunya-oldu-bir-koy-ey-insanoglu.html

    Not.Kişinin kendisinde bulunan eski fakat yanlış olan bilginin,Yeni duyduğu doğru bilgiyi HAZMETME si zordur.Süt içen bebeğe yemek sunulması gibi.
    https://www.youtube.com/watch?v=AOP2vqdRKg0

    YanıtlaSil
  21. İdrak yollarınız tıkandı mı, bir enfeksiyon kaptı mı, Allah muhafaza, dönülmez akşamın ufkundasınız demektir. Tez elden, tersi yoğunlukta bir çaba ile telafi için doğru yol ve yöntemlerle tedaviyi bulmanız, arınma/tezkiye sürecine girmeniz gerekmektedir.
    ***
    Tedavi reçetesi.
    İlişkilendirme anında insanın bilgileri ve vakıayı ölçmede
    kullandığıkaideveyakaidelernefsiyetin ve akliyetin oluşumunda yani belirli bir şahsiyetin oluşumunda en büyük etkendirler.Akliyetin oluşumunda kullanılan kaide ve kaideler, nefsiyetin oluşumunda kullanılan kaide veya kaidelerle aynı olmazsa insanda bulunan akliyet ve nefsiyet birbirinden farklı olur. Çünkü o zaman insan, eğilimlerini iç dünyasında var olan kaide veya kaidelere göre ölçer. Yönelticilerini akliyeti oluşturan mefhumların dışındaki mefhumlara bağlar. Bu durumda ise fikirleri ile eğilimleri başka başka, birbirine zıt, farklı olur. Böylece seçkin olmayan bir şahsiyete sahip olur. Çünkü kelimeleri ve cümleleri anlayışı, vakıayı idraki, eşyaya olan meylinden farklı bir şekilde meydana gelir.
    Bu nedenle şahsiyetin tedavi edilebilmesi ve seçkin bir şahsiyetin oluşturulabilmesi, ancak insanın akliyeti ve nefsiyeti için aynı anda ancak tek bir kaidenin bulunması ile gerçekleşir. Yani bağlantı kurma esnasında bilgileri ve vakıayı değerlendirmede kullanılan kaidenin, yönelticilerle mefhumlar arasındaki sentezin sağlanmasında da aynen kullanılmasıyla tek kaide ve tek ölçü üzere seçkin bir şahsiyet oluşur.
    http://namenstraat8bredahollanda.blogspot.nl/2015/10/diyorlar-ki-bu-ummete-vahdet-lazm.html

    Yeni Nesillere Duyurulur...! Tedavi ilacı.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=340331669751574&id=100013242319421&pnref=story
    http://www.islamvehayat.com/idrak-yollari-enfeksiyonu_m1831.html

    YanıtlaSil
  22. ‘akl’ın sözlük anlamı ‘bağ’ demektir ki, bu bağın varlık arasında ilişki kurabilme
    http://meerstr11.blogspot.nl/2017/01/akil-bu-gibi-genel-tanimlar-kisinin.html

    YanıtlaSil
  23. “Allah böyle istiyor” sandığımız bir çok şeyi aslında “zihnimiz öyle istemektedir” ve bu zaafiyetimizi bilmeden bu tehlikeli düşünce yanlışının farkına bile varamayabiliriz.
    https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/TQ2DwMXdZuG
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=435646976886709&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  24. Tüm insanlık hastadır. Temel nedenleri vardır, göz ardı edip durduğumuz temel nedenler.
    ***
    Şahsiyeti tedavi edilmesi gerekenler...Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    Bir Problem Nasıl Çözülür
    http://bredaholland.blogspot.nl/2017/11/bir-problem-nasl-cozulur.html
    http://www.hayrullahtas.com/insanlarin-problemleri-nicin-cozulmuyor/

    YanıtlaSil
  25. “İnsan alışkanlıklarının çocuğu olur.”
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=436500116801395&id=100013242319421
    https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/GRPB7dBEXMw

    YanıtlaSil
  26. “Bana ne olursa, kayıtsız şartsız ne olursa, bundan ben kendim sorumluyum. Ben sorumluyum, kesinlikle” diyebildiğin anda, kendi özünün hakimiyetini eline geçirirsin.
    ***
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    https://www.hayrullahtas.com/kendini-degistirmedikce-hicbir-sey-degilmez/

    YanıtlaSil
  27. kifayetsizliğimizin, kifayetsizliğimizi farketme gücümüzü maskelemesine literatürde ‘Dunning-Kruger etkisi’ veya ‘Dunning-Kruger sendromu’ deniyor. Ve bu etki hem niteliksiz insanlar da hem de gerçekten nitelikli insanlarda kendini gösteriyor. Niteliksiz insanlar, ne derece niteliksiz olduğunu tam farkında değiller, ve kendi niteliklerini oldukça abartma eğilimindeler. Gerçekten nitelikli insanlar ise, niteliklerini gerçekte olduğundan daha düşük görme eğilimindeler. Çünkü, nitelikli bir insan, kendisine kolay gelen işlerin diğer insanlara da kolay geleceği düşüncesinde. Bundan dolayı da kendi yeterliliğini çok abartmamaktadır.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=436914980093242&id=100013242319421
    https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/hjVLxBdKZsU

    YanıtlaSil
  28. KAVRAM KARGAŞASI.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    http://islamdevleti.info/kitaplar/Islam_Sahsiyeti_Cilt_1/01.htm
    https://plus.google.com/u/0/109838719669290377148/posts/hjVLxBdKZsU
    http://m.t24.com.tr/yazarlar/cemal-tuncdemir/kendini-bil-haddini-bil,10595
    http://www.tyb.org.tr/mobi/d-mehmet-dogan-cengiz-aytmatovun-dunya-literaturune-armagan-ettigi-kavram-mankurtlasm-33522h.htm
    https://www.facebook.com/DucaneCundioglu/photos/a.1656267974612211.1073741828.1656261084612900/2035444220027916/?type=3&theater
    http://namenstr8bredaholland.blogspot.nl/2017/01/insanin-esya-olusunun-delili.html

    YanıtlaSil
  29. Kendisi istemedikçe, insanları değiştirmenin olanaksız olduğu konusunda bilinçsizler
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    http://huseyinsas.blogspot.nl/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    ANLATAMIYORUZ...BAKIŞ AÇIMIZ YANLIŞ.2018.DOĞRUSU AŞAĞIDA.
    http://bredaholland.blogspot.nl/2018/05/anlatamiyoruzbakis-acimiz-yanlis2018.html

    YanıtlaSil
  30. Bu nedenle de ciddi bir tedaviye ihtiyaç gösterir. Gencin kimlik bunalımını sağlıklı bir şekilde atlatabilmesi ve kimlik kargaşasına sürüklenmemesi için uygun bir aile ve çevre ortamının bulunması gerekir. Ergenlik öncesinde ve ergenlik döneminde iyi örnek olarak alabileceği ve uygun özdeşimler kuracağı anne, baba, yakınları, öğretmenleri ve başkaları olmalıdır.
    ***
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    http://huseyinsas.blogspot.com/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    Bir çıkış yolu bulamayan gençler negatif kimlik geliştirirler ONUN İÇİN.
    Yeni Nesillere Duyurulur...!
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=340331669751574&id=100013242319421
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=448823165569090&id=100013242319421
    https://twitter.com/huseyinsasmaz/status/1003580788728836096
    https://www.mynet.com/kimlik-bunalimi-ve-kargasasi-8788-mykadin

    YanıtlaSil
  31. Siz hakikaten salak mı,aptal mı.budala ahmak mı yoksa zeka özürlü müsünüz.?
    Yoksa şahsiyetinizin bozuk olmasından dolayı kifayetsiz misiniz.?
    Adam,Diyanetten sorumlu kişi açık seçik anlaşılır bir şekilde izah ediyor.
    ***
    Tedavisi.
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    http://huseyinsas.blogspot.com/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    Kifayetsizsen bir kifayetsiz olduğunu farkedemiyorsun.’’
    https://plus.google.com/u/0/109838719669290377148/posts/hjVLxBdKZsU
    https://www.youtube.com/watch?v=AZSAFnYd82s

    YanıtlaSil
  32. İnsanın kimliği kendi iç âleminde bizzat kendisinin belirlediği ve benliğinde hissettiği duygularla şekillenir. Yani kişinin kimliği iç dünyasından kopup gelen ve dışa vuran yaşama biçimiyle oluşur. Kendi kişiliğiyle barışık olan iç âleminin sahip olduğu değerler onun kimliğini de belirler.
    Toplumu dönüştüren inançtır. Toplumun dönüşmesi insan özünün değişmesiyle mümkündür. Gelecekte sağlam kişilikli insanın yetişmesinin yegâne yolu İslamî eğitim ve öğretimden geçmektedir. Tarihi dönüştürmek de tarihi yazan insanı Rabb'ine bağlı bir kul olarak yetiştirmekle sağlanabilir.
    ***
    ÖVMEK VE YERMEK. EŞYADAKİ ÖZELLİKLERDENDİR. ÖLÇÜ OLARAK KULLANILIR.
    https://www.youtube.com/watch?v=9X0J75vwQ5o
    ŞEYTAN, İNSAN VE MÜSLÜMAN KILIĞINA GİREBİLİR
    https://vimeo.com/196939999
    DOĞRU YOLDA OLDUKLARINI SANANLAR.
    Doğru Yolda Olduğunu Zanneden "HERKESİN" Dikkatine !!
    http://bredaholland.blogspot.com/2017/06/dogru-yolda-oldugunu-zanneden-herkesin.html
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    https://huseyinsas.blogspot.com/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    GENELDE İNSANLIĞIN ÖZELDE MÜSLÜMANLIĞIN YOL AYIRIMI.
    http://bredaholland.blogspot.com/2017/10/genelde-insanligin-ozelde-muslumanligin.html
    Müslümanlar kendi ilkelerini yeniden değerlendirmeli ve çağın diline tercüme etmelidir. ELEMAN ARANIYOR....DOLGUN ÜCRET,MAAŞ.
    Çözüm.
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.com/2018/05/eleman-araniyordolgun-ucretmaas.html
    http://www.fikriyat.com/yazarlar/akademi/ahmet-agirakca/2018/06/09/muslumanin-kimligi-ve-kuresel-degersizlestirmeler

    YanıtlaSil
  33. ŞAHSİYETİN KAVRAM KARGAŞASINA UĞRAMIŞ HALİ VE TEDAVİSİ.
    https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/D6C7eaLqiES
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=457149271403146&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  34. Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    http://huseyinsas.blogspot.com/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    Vakıanın eşyadaki özellikleri ile olan ilişkileri.
    http://meerstr11.blogspot.com/2018/05/vakann-esyadaki-ozellikleri-ile-olan.html
    KAİDELERİN KONUŞTUKLARINDAN ....
    http://namenstr8bredaholland.blogspot.com/2018/06/kaidelerin-konustuklarindan.html
    https://www.youtube.com/watch?v=DJLz_uJIDzI&feature=youtu.be

    YanıtlaSil
  35. Kişi kendinde olan mefhumlar neticesinde düşünür.Dolayısı ile İslam alimleri de dert yakınmaktan başka ileri gidemiyorlar.
    http://huseyinsas.blogspot.com/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    Halbuki maddeye,eşyaya derinlemesine bilgi ve teknoloji ışığında düşünseler görecekler ki vakıanın eşya ile olan ilişkisi bütün problemleri çözecek.
    http://meerstr11.blogspot.com/2017/01/akil-bu-gibi-genel-tanimlar-kisinin.html
    Görmeleri çıplak gözle,mikroskopla.teleskopla oluyor.Kavramlarla düşünüp görseler her şey çözülecek .
    Mesela. Allah'ın ispatı,Cennetin garantisi,Şeytan,v.b gibi yani hislerle algılayamadığımız konuları.
    Hırs, başarıya giden yoldur.
    http://bredaholland.blogspot.com/2018/01/hrs-basarya-giden-yoldur.html
    AKLİ DELİL .Allah'ın ilmi yönden ispatı.
    http://bredaholland.blogspot.com/2018/04/tevhit2018.html
    Düşünme yetisi, kontrol edilemeyen, yani insana boyun eğmeyen, onun iradesi dışında her türlü koşulda faaliyet gösteren bir beyin fonksiyonudur.
    http://bredaholland.blogspot.com/2018/06/dusunme-yetisi-kontrol-edilemeyen-yani.html
    ÖN BİLGİLER.
    http://namenstr8bredahollanda.blogspot.com/2017/03/bu-gun-2017-bilim-ve-teknolojinin-acga.html

    YanıtlaSil
  36. https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/VQWC3Dbua22

    YanıtlaSil
  37. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, düşünebilme ve sorgulayabilme yetisine sahip olması iken, biz insanlar nasıl düşünmeyiz nasıl başkalarının bizim yerimize düşünmesine izin veriririz ?

    https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/hqF7YMHsS98

    YanıtlaSil
  38. DOĞRU, VAKIASINA MUTABIK BİLGİLER DOĞRULTUSUNDA VAKIAYA BAKIŞ AÇIMIZ.
    Aynı şey, gayret etmediğimiz halde karşımıza çıkan imkânlar için de geçerlidir. Bazen Mevlâ, gayretimizin karşılığını başka yerlerden verebilir. Ya da nimet veya imtihan için bize hiç ummadığımız ve hesapta olmayan fırsatlar sunabilir. İşte o anda bu fırsatların üzerine gitmek yani bunları kovalamak gerekir. Aksi halde bu fırsatlar karşımıza her zaman çıkmaz. Ayrıca Allah’ın verdiği imkânları değerlendirmemenin de bir bedeli vardır.

    https://plus.google.com/u/0/109838719669290377148/posts/WnthqQEJwXp

    YanıtlaSil
  39. Davranışlarımız duygularımızın ürünüdür. Alışkanlıklarımız da her zaman düşünmeden yaptıklarımızdır. Zamanla da bu yaptıklarımız bizim vazgeçilmezimiz olur. Gerçekler açık beyan ortada olsa da, doğruların karşısında olabiliriz.
    Duygu yüklenen bedenimizle, sağlam bir düşünce yapısına sahip olamadığımızdan dolayı doğru karar da veremeyiz. Artık algılarımız duygularımızın esiri olmuştur. Halbuki bizler hayata algılarımız ile bakarız.
    https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/dQgz8A7KBrj

    YanıtlaSil
  40. İşte, bu akliyet ve nefsiyet ile şahsiyet oluşur.

    https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/V4cF761e6mo

    YanıtlaSil
  41. “ Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” (51/56)

    https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/BARGybM5sXK

    YanıtlaSil
  42. “Ey îman edenler, âdil şâhidler olarak, Allah için hakkı ayakta tutun. Bir topluluğa olan kîniniz sizi adâletten alıkoymasın. Adâlet yapın. O, takvâya daha yakındır. Allah’tan korkup-sakının. Şüphesiz Allah, yapmakta olduklarınızdan haberi olandır” (Mâide 8).
    https://plus.google.com/109838719669290377148/posts/Du2kNDkXqVm
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=619456045172467&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  43. Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.DİKKAT.DİKKAT.!
    http://huseyinsas.blogspot.com/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb
    ANLATAMIYORUZ...BAKIŞ AÇIMIZ YANLIŞ. 2018. DOĞRUSU AŞAĞIDA.
    https://bredaholland.blogspot.com/2018/05/anlatamiyoruzbakis-acimiz-yanlis2018.html

    YanıtlaSil
  44. Eşyaya nasıl baktığınız önemli tabi durduğunuz yerde. O yüzden hayatımızda herkese göre göreceli birçok anlam mevcut.
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.DİKKAT.DİKKAT.!

    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=675931726191565&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  45. Bilginin çokluğu, ilimlerin çeşitliliği, birikimin tamamının tahsil imkansızlığı ilginç zihni savrulmaları tetikledi. İnsanlar bilgi kaosunun içinde yollarını arıyorlar. Ne yapacaklarını bilmez, hangi yöne gideceklerini kestiremez haldeler.
    Aslında vakıaya bakarken,ilişki kurarken eşyadaki özelliği baz alırsak bütün problemler çözülür.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=721727378278666&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  46. "Yazdığın her şeyi anlıyorum ama hayatım neden hala değişmeden aynı kalıyor?" "Yazdığın her şeyi anlıyorum" diyorsun. Sadece anladığına inanıyorsun. Sözcükleri tabii ki anlıyorsun. Ama KAVRIYOR MUSUN? İşte bütün mesele, işin püf noktası budur. Sana açıklananı KAVRIYOR MUSUN?
    HAKİKAT'in, besbelli olma özelliği vardır. Kanıtlara gereksinimi yoktur.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=721967281588009&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  47. Onun için de çağımız insanın dimağına hitap etmek gerçekten zor. Yanlış din algısı, pozitivist zihinsel inşa, enformatik bilgi sağanağının çöplüğe dönüştürdüğü zihin dünyası işimizi çok zorlaştırmaktadır. Zaman zaman umutsuzluğa teslim olma derekesine düşürüyor insanı. Allah’ın mutlak yardımına olan imanımız bizleri ayakta tutuyor.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=754972761620794&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  48. Fikrin kişide mefhumlaşabilmesi için fikrin vakıaya mutabık olması gerekir.
    Şayet Muhammed'in getirdiği haksa,biz şu üzerinde bulunduğumuz eşeklerimizden daha kötüyüz...
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=755706468214090&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  49. Kişi kendinde bulunan mevcut fikirler.mefhumlar doğrultusunda bakış açısını belirler.
    Bizim köydeki insanların olaylara bakış açısını özetleyen bir konu...
    Bana muhalefet eden insanlara teşekkür ederim.Onlar fikrimi geliştirmeme yardımcı oldular.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=768469886937748&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  50. Kavramına sahip olunmayan şey görülemez. Nasıl ki teleskop olmadan uzak cisimler, mikroskop olmadan küçük cisimler çıplak göz tarafından görülemez ise, aklın gözü olan, ona teleskop ve mikroskop hizmeti veren kavramlar olmadan da akıl göremez; öte bir deyişle, akıl yalnızca kavramına sahip olduğu şeyi görebilir
    Eğitimin amacı aklı kitaplarda yazılan bin bir çeşit şeyle doldurmak değil, zihne düşünüp gelişmeyi öğretmek olmalıdır."
    Müslüman Toplumlar Neden Yeni İbn Tufeyl’ler Çıkaramıyor,
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=773152889802781&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  51. Akıl, düşünce veya idrak; vakıayı hissetme olgusunun duyu organları vasıtasıyla beyne taşınması ve beynin bu vakıayı ön bilgilerle yorumlamasıdır.
    Aklını kullanan insan; Eşyadaki özellikler ile vakıayı ilişkilendiren insandır.
    Eşyadaki özellikleri diğer eşyadaki özelliklerle ilişkilendirdiğin zaman problem çözülür.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=781555315629205&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  52. İNSANIN HAYATA BAKIŞI NASIL OLMALIDIR?
    https://twitter.com/huseyinsasmaz/status/1194276695408304130
    https://www.youtube.com/watch?v=GbYE6CmcVN8
    Eşyadaki özellikleri diğer eşyadaki özelliklerle ilişkilendirdiğin zaman problem çözülür.
    https://twitter.com/huseyinsasmaz/status/1192788125271101441
    BAKIŞ AÇISI-Bakış açısı yanlış olunca görüntü, bilgi noksan olunca hüküm yanlış oluyor.
    https://meerstr11.blogspot.com/2017/01/bakis-acisi.html
    İNSAN, EŞYA VE VAKIA İLE OLAN İLİŞKİSİ.İnsan arzı imarla mükelleftir.
    https://bredaholland.blogspot.com/2019/04/insan-esya-ve-vakia-ile-olan-iliskisi.html
    Değişim fıtrat gereğidir. Ya değiştirirsiniz, ya da değiştirilirsiniz.
    https://bredaholland.blogspot.com/2019/04/degisim-ftrat-geregidir-ya.html
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır.
    http://huseyinsas.blogspot.com/2015/11/mefhumlar-zihinde-vakas-idrak_12.html?spref=fb

    YanıtlaSil
  53. Çünkü onun sağında ve solunda oturan, her davranışı yakalayıp tesbit eden iki melek vardır. 50/KAF-17:
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=786446098473460&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  54. Bu gün itibarı ile mümkündür.Dinin herkes için geçerli bir tanımı yapılabilir mi? Dinin başlangıcı sorunu bugüne dek henüz herkesin kabulleneceği bir çözüme kavuşturulamamıştır.
    İnsan arzı imarla mükelleftir.
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=802524640198939&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  55. Derilerine derler ki: Niçin aleyhimize şahidlik ettiniz? Onlar da: Bizi, her şeyi konuşturan Allah konuşturdu. Sizi önceden yaratan O'dur ve O'na döndürülürsünüz, derler.)
    41/FUSSİLET-21:
    (2017 bu gün akıllı telofonlarda mesajlaşırken aynısı olmuyor mu ? )
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=804128920038511&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  56. Şahsiyet
    http://www.hilafet.com/kitaplar/islam_sahsiyeti/index.htm

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. http://islamdevleti.net/kitaplar/Islam_Sahsiyeti_Cilt_1/01.htm

      Sil
  57. Dinimi nasıl öğrenebilirim ...
    https://www.youtube.com/watch?v=92L1nb3YkaE

    YanıtlaSil
  58. Rejimin korunması ve menfaati için Diyanet'in kullanılması:
    https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=855963461521723&id=100013242319421

    YanıtlaSil
  59. Özgüven Nedir ve Nasıl Kazanılır? https://t.co/GgLM1bAQIF
    Kişi kendinde bulunan mevcut fikirler.mefhumlar doğrultusunda bakış açısını belirler
    Mefhumlar; zihinde vakıası idrak edilebilen manalardır
    Eşya hakkındaki mefhumlar,insanın davranışlarını düzenler
    https://t.co/neU6uhepIH

    YanıtlaSil
  60. İnsan olarak yapmamız gerekenleri yapmamak, yapmamamız gerekenleri yapmak başımıza gelen her musibet, bizim ellerimizle işlediklerimiz yüzündendir.
    Allah,azabı aklını kullanmayanlar üzerine bırakır.
    KAİDELER-RAB-ÇANIN FITRATCASI.
    Düşünüp ibret alan yok mu?
    https://t.co/W9LPrXwQOy

    YanıtlaSil
  61. Eşyaya nasıl baktığınız önemli tabi durduğunuz yerde. doğru bir bakış açısı gösterebilir.
    Müslümanlar kendi ilkelerini yeniden değerlendirmeli ve çağın diline tercüme etmelidir.
    BİZLER NEDEN İŞBİRLİĞİ YAPAMIYORUZ?
    BAKIŞ AÇISI VE YENİDEN DOĞMAK...!
    https://t.co/H33symU3O7

    YanıtlaSil